25 Şubat 2012 Cumartesi

The Muppets

Muppetlar aramıza döndüüü :) Filmi heyecanla beklemiştim. Ara ara sıkılarak izlediğim, ara ara güldüğüm oldu :) Karakter ile özdeşleşen bazı hareketler yoktu. Yenilenmiş haliyle izledik.

Film içinde zaten Muppetlar'ın unutulmasıyla ilgili yakınma var. Bu film ile geri dönüş sağlayabilir mi bilmiyorum ama izleyiciyi eleştirdiği kesindi :) Bir sürü konuk oyuncu vardı. Her an her yerden biri çıkabilir diye bekliyorsunuz zaten. Miss Piggy kesinlikle muhteşemdiiii !! :) Özlemişim tabii ki. İzlediğime pişman değilim :)

imdb : 7.9







Like Crazy

Felicity Jones ve Anton Yelchin muhteşemdi bu filmde. Blue Valentine filminin bir değişiği gibiydi.

Yine konumuz aşk tabii ki :) Birbirlerini deli gibi sevdikleri için Anna tüm yazı Jacob ile geçirmek uğruna öğrenci vizesinden olur İngiltere'ye dönmek zorunda kalır. Yaptıkları bu hata yüzünden ülkeler arası bir ilişki yürütmek zorunda kalırlar. Bu zorunluluklar öyle bir hal alır ki çabaladıkça birbirlerinden uzaklaşmaya başlarlar.


Filmi çok beğenerek izledim. Oyunculukları sayesinde filmden kopamıyorsunuz zaten. En çok filmin sonunu sevdim. Konuşmadan o an daha ne kadar güzel ifade edilebilirdi bilemedim :)


imdb : 6.8
Sinemalar : 5.9


The Woman in Black

Daniel Radcliffe için önemli bir filmdi. En azından kendi adıma konuşursam Harry Potter'dan sonra oyunculuğunu görmek istiyordum. Çok aman aman bir oyunculuk sergilemiyor hala tabii :)

Film teee ben 1 yaşındayken 89 yılında çekilmiş bu günümüz versiyonu :) Filmin sonuna kadar meraktan çatlaya çatlaya acaba ne olacak dedim ama çok klasik korku filmi olduğu için şaşırtan bu kısımı oldu asıl. Sonu benim için yetersiz bir şekilde kötü bitti. İlk filminin çekildiği zamana bakarsak evet o zaman için gayet iyi bir filmmiş. Korku filmi sever olarak bu sürekli aynı filmlerden çooook sıkıldım. Son zamanlarda olan berbat filmler arasında en iyi korku filmi olduğu gerçeğini değiştirmez tabii. İzleyebilirsiniz :)
imdb : 7.1








Blue Valentine / Aşk ve Küller

Film uzun zamandan beri aklımdaydı anca izleme fırsatı bulabildim. Çok muteşem bir film değildi ama söylenildiği gibi sıkıcı, kötü bir film kesinlikle değildi. Sanırım herkes kendinden parçalar aramış sorun burada :) Hüzünlü bir film ve bittiğinde o hüznün sizi nasıl ele geçirdiğini hissediyorsunuz.

Geçmiş ve gelecek arasında aynı hızda bir köprü kurulmuş. Türkçe isminde olduğu gibi aşkın çıkışıyla kül oluşu arasında aynı hız var yani birbirlerinden vazgeçmeye başladığında geri dönüş yapıp aynı şekilde nasıl aşkla bağlandıklarını izliyorsunuz. Bence bir ilişki yada evlilik analizi olarak güzel bir film.

Kişisel olarak filmin bende yarattığı etki başkaları için ne kadar değişirsen değiş dönüp dolaşıcağın yer yine kendin oluyorsun. Aşk biter, sevgi kalır, alışkanlık artar. Değişmeni gerektiren yada olduğundan farklı olmanı gerektiren tüm sebepler ortadan kalkınca ilişki çöküntüye uğrar. Aşkın gözü kördür derler ya o misal işte görmediklerini görmeye başlarsın. Batmayanlar batar gibi liste uzaaaar  gider. Kısaca aşk ve ilişkiler üzerine bence çok doğru duyguları barındırıyor. Ben sevdim filmi...


imdb : 7.6
Sinemalar : 6.6

19 Şubat 2012 Pazar

We Need to Talk About Kevin / Kevin Hakkında Konuşmalıyız

Çok ilginç bir filmdi. Çünkü her zaman izlediğimiz katil filmlerinden farklı bir bakış açısı vardı. Ödüllü romandan uyarlanan filmde oğlunun katil olduğunu öğrenen bir annenin yaşadıklarını anlatıyor.

Çok fazla istenerek aralarına katılmayan Kevin ile ailesi arasında olan kopuklukları film boyunca izliyorsunuz. Davranışları zaten bu çocuk psikopat olacakmış belliydi dedirtiyor :) Ailesinin görmezden geldiği bir çok davranış, sevgisizlik çok iyi bir şekilde işlenmiş. Annenin utancı, çevresel baskı, yaşama tutunma ve toplumda kabul görme çabasını size ince ince işliyor.

Tilda Swinton ve özellikle Ezra Miller göz dolduruyor film boyunca. İzlediğime pişman olmadığım bir film daha kesinlikle. Tavsiye ederim !

imdb : 7.7
Sinemalar.com : 6.0




The Iron Lady / Demir Leydi

Filmi izlemeden önce Margaret Thatcher hakkında bir iki yazı okudum en azından tam olarak nasıl birini izlediğimden emin olmak için yaptığı işlere baktım. Özellikle biyografi filmlerini çok severim. Çok daha fazla akılda kalıcı olmasını sağlıyor. En azından okuduklarımı görsel olarak pekiştirdiğim için  kolay kolay Margaret Thatcher'ı unutmam.

Filmde çoğu detaydan bahsedilmemesine rağmen geçmişle günümüz arasında gidip gelmesini, olayların akışını, yaşlılığını, yalnızlığını, hırsını anlatışı yani her detayıyla çok iyi bir filmdi.

En önemlisini zaten Meryl Streep halletmişti. Muhteşem oyunculuğu ile politik filmleri sevmeyen bile olsa ilgiyle izleyebileceğini düşünüyorum.

Meryl Streep bu film ile Oscar'ı 3. kez hak ettiğini bir kez daha kanıtlamış oldu. Mutlaka izlemeniz gerektiğini düşündüğüm bir film. Filmin puanı neden düşük onu anlamış değilim :)


imdb : 6.3
sinemalar.com : 5.9

16 Şubat 2012 Perşembe

Underworld Awakening / Karanlıklar Ülkesi Uyanış

Underworld serisine bayılırım ben :) O yüzden bu filmi kaçırır mıyım hiç? Tabii ki hayır! 3D olarak pek bir numarasını görmüyorsunuz filmin.Başladığı andan itibaren aksiyon sizi hiç bırakmıyor. Gözünüzü ayırmadan full konsantre izliyorsunuz.

Selena, Michael'ı bulma çabasını izliyoruz. En sevdiğim yanı yıllar sonra seri devam ettiği için filmin başında kısa görüntülerle tüm hikayeyi anlatmasıydı.

Kate çok başarılı bir iş çıkarmıştı. Benim için en önemli kusur Selena'nın sedefli rujuydu. Film boyunca dudağında bariz ruju görmek hiç inandırıcı değil ve benim için en önemli kusurlardan. Hayır arkadaşım hangi ara sürüyor onu bu kadın, kokoş vampir mi Selena yani, ne gerek vardı doğal haliyle bıraksaydınız ya eski filmlerinde olduğu gibi !

Serinin devamını tabii ki sabırsızlıkla bekliyorum. Bir çoğunun yorumuna katılıyorum serinin en iyi filmi bu olabilir. Filmde olan çocuk hani derler ya evlat olsa sevilmez diye :)) Filmi izleyenler anlayacaktır :) Saldırı haline geçtiğinde o surat nedir yahu! Makyaj çok iyiydi :) Tavsiye ediyorum izlemelisiniz :)


imdb : 7.1
sinemalar.com : 7.4

The Secret Circle

16 yaşında olan Cassie annesi öldükten sonra mecburi olarak annesinin büyüdüğü kasabaya yani anneannesinin yanına taşınmak zorunda kalır. Bu taşınma onun hayatını zaten yeterince değiştirmişken birde cadı olduğunu öğrenir.

Fantastik olan bu dizi ilk bölümlerde fena değildi izlettiriyordu. Sonra iyi bir çıkış yakalayıp iyice saçmalamaya başladı :) Dizi henüz 1. sezonunda ve 14 bölümü var. Saçmalıklar silsilesi düzeltildiği zaman aslında tutma potansiyeli yüksek bir dizi. Eğer düzeltilirse...

Genelde ilk sezondan bir dizinin puanını vermem. İkinci sezondan sonra ancak taşlar yerine oturmaya başlıyor. Daha çok liseli gençlere hitap ettiğini düşündüğüm bir dizi. Yine de bir şans vermek isteyenler için çerezlik bir alternatif olabilir.

Afişte olan mimiğe çoğu zaman maruz kalabiliyorsunuz. Cassie rolünü oynayan Britt Robertsen dudaklarını ileri itip şaşırmış gibi baktığında terlikle ağzına çarpasım geliyor. O geldikten sonra arkadaşlar arasında olan bütün dengeleri bozmasına rağmen hala kanatsız melekmiş gibi göstermeleri insanı bazen çileden çıkartabiliyor :) Tabii birde bu 6 çocuğun aileleri nasıl bu kadar denk getirmişlerde hepsi aynı anda doğum yapmış. Çocukların hepsi aynı sınıftalar :) Ayrıca dizi bana biraz The Vampire Diaries çakması gibi geldi :)

imdb : 7.5

10 Şubat 2012 Cuma

War Horse / Savaş Atı

Bu filmi izlemeye üşeniyordum açıkçası. Sonunda izledim :) Film 2,5 saat sürüyor. Benim için film su gibi aktı diyemeyeceğim türdendi.

Film bana bilmem hatırlar mısınız Siyah İnci diye bir film vardı. Sahibiyle güçlü bağı olan özgürlüğüne düşkün bir atı anlatıyordu. Biraz onu anımsamadım değil yani :) Eee tabi Steven Spielberg işin içine girince farklı bir şekilde savaşı yansıtmış bize.

At sembolik olarak olayların içindeydi bana göre. Diğer detaylar ile zenginleştirilmişti film. İşin içine savaş girince ben çok daha başka düşünüyordum filmi açıkçası. Savaş atı olarak çok şanslı, iyi bir at vardı karşımızda. O yüzden beni çok fazla içine çekemedi.

Genel olarak iyi bir filmdi. Muhteşem diyemeyeceğim. Bazı yerlerde vurgulamak için kullanılan ışıklandırmalar bizi rahatsız etti ve filmden kopmamızı sağladı. Dönüp onun hakkında konuşmaya başladık. Güldürdüğü yerler oluyor ama filmin içinde konuların bağlanışıyla ilgili eksiklikler var gibi geldi. Bazı detayları keşke gösterselerdi sadece lafta kalmasaydı. Mesela Emilie karakterinin başına tam anlamıyla ne geldiğini merak ettim açıkçası.

imdb : 7.3
Sinemalar : 6.5

9 Şubat 2012 Perşembe

Extremely Loud and Incredibly Close

Jonathan Safran Foer'in kitabından sinemaya uyarlanan filminin afişinde yazan Tom Hanks, Sandra Bullock yazısına aldanmayın tüm yük minik oyuncumuz Thomas Horn'un omuzlarında. Hugo filminin başrol oyuncusu Asa Butterfield'e kapak olacak kadar muhteşem bir oyunculuk sergiliyor film boyunca!

11 Eylül olayında babasını kaybeden 9 yaşındaki çocuk bir gün babasının odasında anahtar bulur ve bu anahtarın nereye ait olduğunu bulmaya çalışırken yaşadıklarını anlatıyor. Bu sırada tüm hayal kırıklıklarını, hırsını izlerken duyguları nasıl güzel size ince ince işliyor anlatamam! Klasik bir son beklemeyin çünkü film sizi zaten çok başka yerlere götürüyor.

Son zamanlarda izlediğim en iyi filmlerden olduğu kesin. Şiddetle tavsiye ettiğim nadir filmlerden :) En iyi film dalında Oscar'a aday olan bu film diğer adayların karşısında benim favorim. Sadece Moneyball ve War Horse filmini izlemedim onları da yarın izlemeyi planlıyorum. Böylelikle çok daha kesin bir şekilde adaylar hakkında yorum yapabileceğim.

En iyi yardımcı erkek rolüyle aday olan Max Von Sydow çok başarılıydı. Film çok başarılıydı. Konu, ilerleyişi, işlenişi, olayların yön değiştirmesi herşeyiyle bayıldım tek kelimeyle.

imdb : 6.4
Sinemalar : 5.9

6 Şubat 2012 Pazartesi

Shame / Utanç

Cinsellik üstüne kurulmuş bir yaşamı olan baş karakterimizin kız kardeşi yanına geldikten sonra hayatı tamamen değişir.

Evden işe, işten eve bir hayatı vardır. Cinselliğe aşırı düşkün olan New York'lu, kariyer sahibi, orta yaşlı bir adamın dramını anlatıyor. Filmin çok fazla puan alması dikkatimi çekmişti. İzledikten sonra bizim kültürümüze çok uzak olan bu yaşam tarzı için değil ama karakterin işlenişi, ve oyunculuk bakımından film çok iyiydi. Michael ve Carey çok başarılı bir iş çıkarmış.

Cinselliğin ne kadar hayatı yüzeyselleştirdiğine, insanların yalnızlaştığına, evliliklerin tek eşli sürmediğine ve evlenmenin günümüzde anlamsızlıştığına dikkat çekiyor.

Cinsellik üstüne konu olunca filmde cinsel unsurları fazlasıyla izliyorsunuz zaten. O yüzden öyle oturup ailecek izlenilecek bir film kesinlikle değil :)

imdb : 8.0
Sinemalar : 5.9

4 Şubat 2012 Cumartesi

Happy Feet 2 / Neşeli Ayaklar 2

Animasyon filmlerini izlemeyi çok severim. Bu blogu açtığımdan beri izlememişim hiç :)) Neşeli ayaklar'ın ilk filmini çok beğenmiştim, o yüzden ikincisine gitmekte sakınca görmedim. 3D gözlüklerinden sıkılan sadece ben miyim? Çok sıkılıyorum ve filmin bir kısmını gözlüksüz izliyorum darallar basıyor bana :)

Bu film beni pek sarmadı. Evet neşeliydi :P Evet detaylar çok iyiydi, bir kaç yerde gülüyorsun falan ama ilk filmi kadar beni eğlendirmedi. Sanırım shrek gibi işin içine çocuklar girince klasikleşen çocuk sorunlarına yönelmeleri beni sıkıyor.

Favorim tabii ki Sexy Back şarkısıyla dans eden penguenlerdi zaten fragmanında gösteriyor :))

imdb : 5.9
Sinemalar : 6.5

The Vampire Diaries 3. Sezon 13. Bölüm

Son bölüm muhteşem değil miydi?

İşler daha sarpa sardı resmen. Anneyi uyandırmaları hiç iyi olmadı. Durduk yere neden Mat ile Elena'yı öne sürdüler yoksa ilerleyen bölümlerde böyle bir durum mu yaşanacak :S

Klaus ve ailesi bakalım bundan sonra nasıl belalar saracak başlarına :)

Supernatural 4. Sezon 6. Bölüm

Şu diziyi izlerken çok keyif aldığım 5. Sezona kadar iki bölüm var sadece :)

Bunlardan biri 3. Sezon 3. Bölüm! Hani şu kaybetmediğin sürece şans getiren tavşan ayağı mevsuzu :) Çok iyidi gerçekten o bölüm :))

İkincisi kesinlikle 4. Sezon 6. Bölüm! O da Dean'in hayalet hastalığına yakalanıp herşeyden aşırı derece korktuğu bölümdü :)) Özellikle dizinin sonunda kamera arkası şovu harikaydı :) O anı izlemek için video konunun devamında :)

Geliyorum geliyozum az kaldı 7. sezonaaaa :)

Not: Gülümse senin yüzünden Dean hastası bişi oldum çıktım !! :))


The Descendants / Senden Bana Kalan

Filmi merak etmiyordum bu kadar adaylıktan sonra dedim bunda iş var herhalde izle bakalım :)

Çok değerli toprağı satışa çıkaran sahibinin karısı kaza geçirir. Bu kazadan sonra iki kızıyla olan ilişkilerini düzeltmeye çabalamasını anlatıyor. Ortaya bazır sırlar çıkınca hayat hiçte düşündüğü gibi ilerlemiyor karakterimiz için.

Konu olarak güzeldi ama muhteşem diyemem. Oscar adaylığına bakarsak en iyi film ve en iyi erkek oyuncu olarak rakiplerine göre fazla şansı olduğunu zannetmiyorum. Bende o tadı, bırakmadı maalesef...

imdb : 7.7
Sinemalar : 6.0

Gossip Girl 5. Sezon 13. Bölüm

Gossip Girl 13. Bölüm aşırı heyecanlıydı :) Blair'in düğünden neden kaçtığını acayip merak ediyordum bu bölüm sonunda geldi çattı ve öğrenmiş olduk.

Açıkçası ben Blair'in gelinliğini hiç beğenmedim :)) Prens ise sağ gösterdi sol vurdu. Dan ortalığı karıştıracak bir harekette bulundu. Bir sonraki bölümü çooook merak ediyorum :)

Kaçak gelin ne yapacak, Dan ile Serena ne olacak, Chuck ile Blair tekrardan bir araya gelebilecekler mi, Serena ile Nate birbirlerine mi kalacak gibi olaylar zincirinin cevaplarını bekliyoruz :)